| Terör |
| Terörün Unsurları |
| Terör Suçları |
| Terörizm |
| Terörizmin Amacı |
| Terörizmin Özellikleri |
| Uluslararası Terörizm |
| Uluslararası Sözleşmelerde Terörizm |
| Uluslararası Terörizme Karşı Alınması Gereken
Tedbirler | | | |
Terör
ve terörizm konularında farklı yaklaşımlar sergilenmektedir. Bu nedenle, kavramları
zihinlerde berraklaştırabilmek için yerli ve yabancı kaynaklarda yer alan tanımların
birlikte incelenmesinde fayda vardır.
Kökünü Latince "terrere" sözcüğünden
alan terör deyimi "korkudan sarsıntı geçirme" veya "korkudan dehşete düşmeye sebep
olma" anlamlarına gelmekte olup, ilk defa Dictionnarire de I'Academie Française'nin
1789 yılında yayınlanan ekinde rastlanmaktadır. Nitekim, 1789 Fransız ihtilali
sonrasının dönemi tarihçilerince "terör rejimi-rejime de la terreur" olarak anıldığı
bilinmektedir.
Türkçedeki karşılığı "yıldırma, korkutma" olan terör kelimesi
Fransızca Petit Robert sözlüğünde "bir toplumda bir grubun halkın direnişini kırmak
için meydana getirdiği ortak korku" anlamında yer alırken, Siyasi Terimler ve
Örgütler sözlüğünde "kamu otoritesini veya toplum yapısını yıkmak için girişilen
korku ve yılgınlık saçan şiddet hareketleri" olarak belirtilmektedir. 3713
sayılı Terörle Mücadele Kanunun 1.maddesinde;
"Terör; baskı, cebir ve
şiddet, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada
belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik
düzenini değiştirmek, Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü bozmak,
Türk Devletinin ve Cumhuriyetinin varlığını tehlikeye düşürmek, devlet otoritesini
zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek,
Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla
bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü eylemlerdir"
şeklinde tanımlanmaktadır. Ancak, bu tanıma uluslararası boyut kazandırılması
gerekmektedir.
|
| |
İdeolojik Unsur
Terörün
öncelikle bir ideolojik alt yapısının olması gerekmektedir. İdeolojik unsur, örgütün
hareket noktasını oluşturmaktadır. Örgüt, benimsediği ideoloji doğrultusunda hareket
etmekte, stratejisini buna göre belirlemektedir.Terör örgütlerinin siyasi eğitim
adını verdikleri faaliyetlerin amacı, örgütün dayandığı temel ideolojiyi örgüt
mensuplarına benimsetmek ve örgütün hedefleri doğrultusunda bilinçlendirmektir.
İdeolojik eğitim de diyebileceğimiz bu süreçle örgüt mensuplarının örgüte bağlılıkları
sağlanır. Günümüzde terör örgütlerinin dayandığı başlıca ideolojiler arasında,
Marksist-Leninist ideoloji (Komünizm), Milliyet (etnik) kaynaklı ideoloji (Faşizm,
Kürtçülük, Ermeni Milliyetçiliği gibi), dini kaynaklı ideoloji gibi farklı kaynakları
temel alan, ancak hedef olarak rejim değişikliğini veya bölünen topraklar üzerinde
yeni bir devlet kurmayı amaçlayan ideolojiler yer almaktadır.
Örgüt Unsuru
Terörün
bir diğer unsuru ise örgütlü yapıdır. Terörle Mücadele Kanununa göre örgüt, iki
veya daha fazla kimsenin aynı amaç etrafında birleşmesiyle meydana gelir. Örgüt;
organize bir yapı içerisinde, aynı ideolojiyi benimseyen ve aynı hedefe yönelmiş
kişilerden oluşur. Günümüzde terör örgütleri, çoğunlukla örgüt lideri ile ona
bağlı üst düzey sorumlular ve daha alt düzeydeki bölge, il ve birim sorumlularından
oluşmaktadır. Örgütsel yapılanmada illegal teşkilatlanma ve gizlilik esastır.
Bu aynı zamanda örgütün temel güvenlik ihtiyaçlarına yönelik bir yapılanmadır.
İllegal faaliyet, legal alanda öne çıkan sempatizanların illegal alana kaydırılmaları
ile beslenir. Böylece, operasyonlarla ortaya çıkan kadro kayıpları, yeni ve deşifre
olmamış örgüt mensuplarının illegal kadrolara aktarılmasıyla giderilmeye çalışılır.
Şiddet Unsuru
Terörün
en önemli unsuru, şiddet unsurudur. Terör örgütleri şiddeti, ideolojileri doğrultusunda
belirledikleri hedeflere ulaşmada önemli bir araç olarak görmekte, "silahlı propaganda"
adı da verilen terör eylemlerini, mevcut anayasal düzeni değiştirmek için kaçınılmaz
bir yöntem olarak benimsemektedirler. Terör örgütleri, gerçekleştirdikleri şiddet
eylemleri ile topluma korku salarak, halkta bıkkınlık ve yılgınlık duygusu oluşturup,
vatandaşın devlete olan güvenini sarsmayı ve kaos ortamı yaratmayı hedeflemektedirler. |
| Terör
Suçları | | Terör suçları; Terörle Mücadele Kanununun, 3. Maddesinde,
TCK' ya yapılan atıfla, Türk Ceza Kanununun 125, 131, 146, 147, 148, 149, 156,
168, 171, 172 ve 312/2 nci maddelerinde yazılı bulunan suçlardır.
Ayrıca,
işleniş amaçları nedeniyle bazı suçlar da terör suçları olarak kabul görmektedir.
Bunlar da ; Terörle Mücadele Kanununun 4.maddesine göre; Türk Ceza Kanunun 145,
150, 151, 152, 153, 154, 155,157 ve 169 uncu maddeleri ile 499 uncu maddesinin
ikinci fıkrasında yazılı suçlar ile 2845 sayılı Devlet Güvenlik Mahkemelerinin
Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 9 uncu maddesinin (b), (c) ve (e)
bentlerinde yazılı bulunan suçlardır. | Terörizmin temel amacı, bir davaya
veya siyasal anlaşmazlığa dikkat çekilmesidir. Bu "dikkat çekme" şiddet eylemleri
neticesinde toplumda oluşturulan korku ve dehşet havası ile sağlanmaktadır.
Kitle
iletişim araçlarının sağladığı imkanlardan da yararlanan terörizm, yarattığı korku
ve dehşet ile bir bakıma topluma; "Benden yana mısın, değil misin?", "benden değilsen
düşmanımsın", "düşmanımsan hedefimsin", "senin yaşama hakkın yoktur." şeklinde
belirtilebilecek "taraf olma" çağrısında bulunmaktadır. Terörizm, bu dramatik
çağrılar ile insanlara tarafsız olma hakkını yasaklamakta, onların zihinsel ve
duygusal masumiyetini yok etmekte, şiddet ortamına çekmekte ve toplumun şiddet
yoluyla siyasallaşmasına, kutuplaşmasına yol açmaktadır. Toplumdaki kutuplaşmalar
da zihinsel ve duygusal yönden bölünmüş "çatışan tarafları" ortaya çıkarmaktadır.
Çatışan tarafların ise toplumun birlik ve bütünlüğünü bozacağı, dolayısıyla terörün
amacına hizmet edeceği açıktır.
Terörizmin benimsediği bir diğer amaç,
kargaşa yaratarak toplumun direnme gücünü kırmak, yerleşik sosyal ve siyasal düzenin
arkasındaki halk desteğini şiddet yoluyla zayıflatmaktır. Terörizmin bazı güçler
tarafından birtakım siyasi ve ekonomik çıkarlar sağlamanın da aracı olarak kullanıldığı
dikkate alındığında amaç oldukça farklılaşmaktadır. Bu gibi durumlarda terörizmin
amacı, bir kazanım elde etmek maksadıyla hedef alınan ülke ve toplumda belirli
ortamların oluşmasına aracılık etmektir.
Türkiye gibi stratejik öneme
sahip ülkelerin terör ortamında tutulmasında, ülkemizi hedef olarak seçmiş devletler
ve birtakım güçlerin çıkarları açısından zaruret bulunduğu, terörün amacının da
sadece bu ortamın devamını sağlamak olduğu değerlendirilmektedir. Bu nedenle terörizm,
bir siyasi mücadele aracı olmaktan çıkıp, bir ülkenin bir başka ülkeyi zayıflatmak
ve istikrarsızlaştırmak için kullandığı bir araç haline gelmektedir.
Öte
yandan terörizm kitlelere yönelik hedef gözetmeyen şiddet eylemleriyle, toplumun
güven duygusunu ortadan kaldırarak, halkın can derdine düşmesini ve olaylara tepkisiz
kalmasını amaçlar. Böylece kitleler terörizme karşı duyarlılıklarını yitirir,
terörü kanıksar ve devletle toplum arasında güven açısından büyük bir uçurum oluşur.
Terörizmin
bir başka amacı da; baş eğdirmek, itaat ettirmektir. Terörizmin bu türü, terörist
örgütlerce kendi üyelerine ve etkilemek istedikleri halk kesitlerine uygulanabilmektedir.
Terörist gruplarca amaçlanan; yandaşlar kadar "seyircilerin" de itirazsız
baş eğmeleri, "hedef kitlenin" emredileni yapmasıdır. Etkilenmesi amaçlanan bireylere
ikinci defa düşünecek zaman ve aksine davranabilecekleri alan bırakılmaz. Amaç,
"hedef kitleyi" yıldırmak, yönlendirmek ve yönetmektir. |
| Terörizmin Özellikleri yukarı |
| Terörizmin özellikleri,
dünyada faaliyet yürüten terör örgütleri ve onların eylem şekilleri çerçevesinde
aşağıdaki gibi özetlenebilir
1.Terörizm bir ideoloji, bir doktrin, hatta
sistematik bir fikir değil, stratejidir.
2.Terörizm, terör eylemlerini
meşrulaştıracak bir senaryo hazırlar.
3.Terörizm, yeni bir düzen ve gelecekte
zafer vaat eder.
4.Terörizm, uluslararası siyasetin bir parçasıdır, dolayısıyla
dış destek olmadan yaşatılamaz.
5.Terörizm,propaganda ile doğar, gelişir
ve propaganda ile yaşar. Bizatihi kendisi bir propaganda aracıdır.
6.Terörizm,
Devlet otoritesine alternatif getiren örgütlü bir harekettir.
7.Mali destek
terörün vazgeçilmez gereksinmesidir. Bu nedenle; soygun ile silâh ve uyuşturucu
kaçakçılığı yapar.
8.Terör, bir hak arayışı, düzen önerisi ve bağımsız
devlet kurma isteklerinden biri veya derece farklılığıyla her üçünün bir arada
bulunduğu gerekçelerle ortaya çıkabilir.
9.Terör, bilinçli ve amaçlı eylemler
olarak belirir.
10.Terör, şiddet uygulamayı giderek amaç konumuna taşır.
Dehşet ve korku salarak yılgınlık yaratır. Zorba, acımasız, istismarcı ve kuralsızdır.
11.Terör,
bazen başka güç veya güçlerin taşeronudur.
12.Terör kendi dilini yaratır
ve kullanır.
13.Terörün genellikle siyasi bir amacı vardır.
14.Terör
eylemleri, örgütlü bir çabayı gerektirir. Bütün bu eylemler, bireysel olmaktan
çok, bir grubun katılımıyla gerçekleşmektedir.
Kaynaklar Mustafa GÜNDÜZ,
Basın ve Terör (İzmir: Saray Kitabevi 1996) Necati ALKAN, Gençlik ve Terörizm
( Ankara -TEMÜH Yayınları, 2002), s.17-18 |
| Uluslararası Terörizm yukarı |
Güçlü devletlerin
etkin politikaları karşısında kendisi için bir çıkış noktası bulamayan bazı devletler,
terörü engelleri aşmada bir araç olarak görmüşlerdir. Güçlü bazı devletlerin de
uluslararası alanda kendi politikalarının işlerliğini kolaylaştırmak ve rakiplerini
etkisiz kılabilmek için terörü bir araç olarak kullandıkları görülmektedir.
Geçtiğimiz
yüzyılda; özellikle İkinci Dünya savaşından sonra nükleer bir dengenin kurulması
ile sıcak savaştan kaçınılmış, buna mukabil terörizm gün geçtikçe yaygınlaşmıştır.
Terörizmin, uygulama alanı olarak seçilen bazı küçük ve geri kalmış, demokrasisi
tam gelişmemiş ülkelerde başarıya ulaşmış olması, uygulayıcı olan ülkeleri cesaretlendirmiş
ve böylece terör alanı gittikçe genişlemiştir.
Bu safhadan sonra terörizm
uluslar arası bir savaş türü olarak önümüze gelmiştir. Verilen destek, zamanla
terörizmin boyutlarının büyümesine ve uluslararası nitelik kazanmasına neden olmuştur.
Dolayısıyla, gerçek anlamı içerisinde ve global olarak terörizme bakıldığında
dolaylı yıpratma (destabilizasyon) yöntemlerinin kullanıldığı bir dünya iç savaşı
olarak da adlandırılabilir.
Özel bir şiddet eylemi veya değişik bir soğuk
savaş şekli olan terörizm, uluslararası alanda etkin ve güçlü devletlerin, gelişmemiş
veya gelişmekte olan ülkelerin içerisindeki sosyal, ekonomik, kültürel ve benzeri
birçok alandaki sorunların istismar edilmesi sonucu, var olan veya suni olarak
oluşması sağlanan şiddet içerikli fikir ve hareketlerin belirli bir amaç için
harekete geçirilmesi sonucu ortaya çıkmaktadır.
Günümüzde terörün en önemli
özelliği, uluslar arası bir nitelik kazanması ve bu ilişkilerini oldukça geliştirmiş
olmasıdır. Artık, teröristler eskiden olduğu gibi sadece içinde bulundukları ülke
ile sınırlı kalmayıp, başka ülkelerdeki farklı gruplar ile bağlantılar kurarak
karşılıklı destek sağlamaktadırlar. Dolayısıyla teröristler, uluslararası bağlantılarını
ve modern teknolojiyi de kullanmak suretiyle milletlerarası etki yapan eylemler
düzenleyebilmektedirler.
Terör örgütlerinin başka ülke ve gruplardan destek
almadan başarıya ulaşması, varlığını sürdürmesi hemen hemen imkansız gibidir.
Özellikle eğitim, teşkilatlanma, finans ve silahlı eğitim için dış desteğe ihtiyaç
duymaktadırlar. Bu özelliği ile terörizm uluslar arası bir nitelik kazanmaktadır.
1989 basımı, "Terörizm, Dünü, Bugünü, Yarını" adlı kitabında Profesör
Yılmaz ALTUĞ tarafından yapılan tespite göre terörizm;
- Yabancılara veya
yabancılara ait hedeflere yöneltilirse, - Hükümetler veya birden fazla devlet
tarafından beslenen unsurlarca yapılırsa, - Bir yabancı hükümetin veya uluslararası
örgütlerin siyasi mekanizmalarını etkilemek için yapılırsa uluslararası nitelik
kazanmaktadır.[1] Günümüzde bazı devletlerin ekonomik veya politik çıkarları
gereği, bazı devletlerin ise, uluslar arası alanda kendi milli politikaları ile
çatışan diğer devletlere karşı dolaylı yıpratma ve dayatma yöntemi olarak terörizmi
bir maşa olarak kullanmaları ve desteklemeleri sonucu terörizmin boyutları genişlemiş
ve uluslararası bir nitelik kazanmıştır. Savaş, diplomasinin devamıdır. Terörizm,
savaş ve diplomasi ile elde edilemeyen sonuçları elde etmek için yapılan eylem
veya eylemlerdir"[2] ifadesi uluslararası terörün anlaşılmasına ışık tutmaktadır.[3] Terörizmin
uluslararası bir nitelik kazanmasının ve artmasının başlıca nedenleri;
*Uluslararası
haberleşme ve ulaşım araçlarının son yıllardaki çok hızlı gelişimi,
*Yeni
silah ve teçhizatlar ile teknolojik imkanların artması,
*Bazı ülkelerin
ideolojilerini ve devrimlerini yaymada terörizmi yöntem olarak seçmeleri,
*Uluslararası
terör örgütleri arasındaki istihbarat, eğitim, lojistik, teknik, finans temini,
eylem yöntemleri konusunda organik bağların ve işbirliğinin artması, sayılabilir.
Bu açıklamalardan sonra uluslararası terörizmi, bir veya birden çok ülke
vatandaşlarınca oluşturulmuş, desteğini içeriden ve dışarıdan, bir veya birden
çok kaynaktan sağlayan organizasyon, kişi veya guruplarca, her hangi bir toplum,
devlet veya devletler üzerinde baskı yaratmak suretiyle bazı kazanımlar sağlamak,
etnik ve bölgesel sorunları tahrik ederek ülkelerin ulusal menfaatlerine zarar
vermek amacıyla şiddet eylemlerine başvurulmasıdır. şeklinde tanımlamak mümkün
olabilir. | | Uluslararası Sözleşmelerde Terörizm yukarı |
Daha
öncede de ifade edildiği gibi, terörün başarısı büyük ölçüde dış desteğe bağlıdır.
Dış desteği olmayan terörün başarı şansı yoktur.[1] Ülkeler iç hukuk kurallarıyla
terörü önlemeye çalışırken, sorunun uluslararası boyutu nedeniyle uluslararası
alanda terörü önlemek amacıyla yapılan çalışmalara destek veya onay vermek zorundadırlar.
Buna rağmen uluslararası topluluğun beklenen hedefe ulaştığını söylemek
mümkün değildir.[2] Çünkü kimi ülkelerce terör olarak görülen bir olgu başka ülkeler
tarafından şiddet, isyan veya gerilla savaşı, bir etnik grubun kurtuluş mücadelesi,
düşük yoğunlukta savaş olarak algılanmaktadır.[3] Ayrıca, "terör"le "siyasi
suç" kavramları da iç içe girmiş kavramlar olduğundan, ülkeler farklı teşhis koymaktadırlar.
Bu teşhiste ülkelerin, ekonomik, siyasi ve askeri çıkarları önemli rol oynamaktadır.
Bir terörist, suç işledikten sonra yurtdışına kaçmakta, gidilen ülke, suç kendi
ülkesinde işlenmediği için, suçu, "siyasi suç" olarak kabul ederek, herhangi bir
yargılama yapmamakta ve suçluyu iade etmemektedir. Çünkü uluslararası hukuka göre
"siyasi suçlar"da iade yoktur.[4]
I- Milletler Cemiyeti Kararlarında
Terörizm
Milletler
Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam), 1935 yılında Kopenhag konferansında "Terörün Önlenmesi
ve Cezalandırılması " ve "Uluslararası Ceza Mahkemesi Kurulması" konularında iki
sözleşme hazırlamış ve bunlar 16 Kasım 1937 de Cenevre'de imzalanmıştır. "Terörün
Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'nin 8. Maddesine göre, "teröristi ya
iade et veya cezalandır" ilkesi benimsenmiştir. Böylece terör ile siyasal suç
kavramında anlaşamama durumunda suçluların cezasız kalmaları önlenmiş olmaktadır.
Sözleşme, terör ile ilgili bilgilerin tek merkezde toplanmasına da olanak sağlamaktadır.
Ancak, bu iki sözleşme bazı ülkeler tarafından imzalanmışsa da, 2. Dünya Savaşının
yaklaşması, Cemiyetin etkinliğini giderek kaybetmesi gibi nedenlerle yürürlüğe
girememiştir. Buna rağmen terör olayının Cemiyette bu denli ciddiyetle ele alınması
önem taşımış ve daha sonra BM tarafından da ele alınmasının öncüsü olmuştur .[5]
II- Birleşmiş Milletler
Kararlarında Terörizm
BM,
terörle mücadele konusunda ilk defa 1937 tarihli Cenevre Sözleşmesine atıfta bulunarak
"Devletler arasında BM şartlarına uygun bir şekilde Dostane Münasebetler Kurma
ve İşbirliği Yapılmasına Dair Milletlerarası Hukuk İlkeleri Hakkında Bildiri"
ile kimsenin teröre destek olmamasını istemiştir.[6] Birleşmiş Milletler kurulduğu
günden bugüne kadar, terör eylemlerine karşı uluslararası sözleşmeler ya da bildiriler
hazırlayarak, üye ülkelerin imza ve onayına sunmaktadır. Terörle mücadelede demokratik
ülkelerin normlarını oluşturan bu sözleşmelerden bazıları şunlardır:[7]
·
14 Eylül 1963 tarihinde Tokyo'da imzalanan, "Uçak içinde işlenen suçlar ve diğer
eylemler hakkında sözleşme",
· 16 Aralık 1970 tarihinde Lahey'de imzalanan
"Uçağın hukuka aykırı olarak ele geçirilmesinin ortadan kaldırılması hakkında
sözleşme",
· 23 Eylül 1971 tarihinde Montreal'de imzalanan "Sivil havacılık
güvenliğine karşı eylemler sözleşmesi" ve buna ek 24 Şubat 1988 tarihli protokol,
· 14 Aralık 1973 tarihinde New York'ta imzalanan "Diplomatik görevliler
dahil uluslararası alanda koruma altındaki kimselere karşı işlenen suçların önlenmesi
ve cezalandırılması hakkında sözleşme",
· 17 Aralık 1979 tarihinde New
York'ta imzalanan "Rehin almaya karşı sözleşme",
· 10 Mart 1988 tarihinde
Roma'da imzalanan "Güvenli deniz taşımacılığında yasaya aykırı eylemlerin ortadan
kaldırılması hakkında sözleşme",
· 1 Mart 1991 tarihinde Roma'da imzalanan
"Kıta sahanlığı üzerine yerleştirilmiş sabit latformların güvenliğine karşı hukuk
dışı eylemlerin kaldırılması hakkında protokol",
· 1 Mart 1991 tarihinde
Montreal'de imzalanan "Arama amaçlı plastik patlayıcıların markalanması hakkında
sözleşme",
· 9 Aralık 1994 tarihinde "Uluslararası Terörizmi Ortadan Kaldırmak
İçin Alınacak Önlemler" başlıklı bir bildirge.
· 11 Eylül 2001 tarihinde
ABD'de meydana gelen terör saldırısından sonra ise aşağıda metni verilen 1373
sayılı BM Güvenlik Konseyi kararı,
Terörle mücadele konusunda uluslararası
tavrı ortaya koymaktadır.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin Kararı
( 28 Eylül 2001 gün ve 1373 Sayılı S/RES/1373 ) Güvenlik Konseyi;
10
Ekim 1999 gün 1269 (1999) sayılı ve 12 Eylül 2001 gün 1368 (2001) sayılı kararlarını,
New York, Washington, D.C. ve Pennsylvania'da 11 Eylül 2001 tarihinde meydana
gelen terörist saldırıları kesin olarak kınayarak bu çeşit faaliyetleri önlemekteki
kararlılığını, Diğer uluslararası terörizm eylemleri gibi, bu eylemlerin de
uluslararası barış ve güvenliğe karşı tehdit oluşturduğunu, 1368 (2001) sayılı
kararda da tekrarlandığı gibi, Birleşmiş Milletler Sözleşmesince tanınan şahsi
ve toplu halde meşru müdafaa hakkını, Birleşmiş Milletler Sözleşmesi doğrultusunda,
terörist eylemlerin uluslararası barış ve güvenliğe karşı yaptığı tehdit ile her
türlü vasıtayı kullanarak mücadele etmek ihtiyacını teyit ederek, Dünyanın
pek çok bölgesinde hoşgörüsüzlük ve aşırılığın kışkırttığı terörist eylemlerin
arttığından endişe duyarak, Devletleri acilen, işbirliğinin artırılması ve terörizmle
ilgili uluslararası sözleşmelerin tam olarak ifası yoluyla terörist eylemleri
önlemek ve bastırmak için müşterek çalışmaya davet ederek, Devletlerin, ülkelerinde
tüm yasal yolları kullanma yoluyla, her türlü terörist eylemin finanse edilmesini
ve hazırlanmasını önlemek ve bunlarla mücadele etmek için ilave tedbirler alarak
uluslararası işbirliğini tam olarak gerçekleştirmeye duydukları ihtiyacın önemini
takdir ederek, Genel Kurul'un, Güvenlik Konseyi'nin 13 Ağustos 1998 gün ve 1189
(1998) sayılı kararı ile de tekrar edilen, Ekim 1970 tarih ve 2625 (XXV) sayılı
kararındaki, "her devletin kendi ülkesinde, bir başka devletin topraklarındaki
terörist faaliyetleri organize etmek, kışkırtmak, yardımcı olmak ve yer almaktan
kaçınma görevi olduğu" konusundaki prensiplerini tasdik ederek, Birleşmiş Milletler
Sözleşmesinin VII. bölümü çerçevesinde hareket ederek;
1. Tüm Devletlerin;
(a)
Terörist faaliyetlerin finansmanını önleyeceklerini ve bununla mücadele edeceklerini,
(b) Kendi vatandaşlarınca; herhangi bir vasıta kullanarak, doğrudan veya dolaylı
bir şekilde, terörist faaliyetlerin gerçekleştirilmesinde kullanılması niyetiyle
veya bu amaçla kullanılabileceğini bilerek fonlar oluşturulmasını veya toplanmasını
veya bu eylemlerin kendi topraklarında işlenmesini suç haline getireceklerini,
(c) Terörist eylemleri yapan veya yapmaya teşebbüs eden veya bu eylemlerin
yapılmasında rol alan veya bunları kolaylaştıran kişilerin; Bu kişilerin doğrudan
veya dolaylı olarak sahip oldukları veya kontrollerinde tuttukları kuruluşların
ve Bu kişilerin veya malların lehine veya onların istikametinde hareket eden
kişi ve kuruluşların, -doğrudan veya dolaylı olarak bu şahısların veya irtibatlı
bulundukları şahıs veya kuruluşların sahibi oldukları veya kontrollerinde bulundurdukları
mallardan elde edilenler de dahil olmak üzere- fon ve diğer mameleklerini veya
ekonomik kaynaklarını vakit geçirmeksizin donduracaklarını, (d) Vatandaşlarının
veya topraklarında bulunan kişi veya kuruluşların; Terörist eylemleri işleyen
veya işlemeye teşebbüs eden veya bu eylemlerin işlenmesinde rol alan veya bunları
kolaylaştıran kişilerin; Bu kişilerin doğrudan veya dolaylı olarak sahip oldukları
veya kontrollerinde tuttukları kuruluşların ve Bu kişi ve kuruluşların lehlerine
veya onların istikametinde hareket eden kişi veya kuruluşların para, mal veya
ekonomik kaynaklar veya mali veya diğer irtibatlı hizmetleri temin etmelerini
yasaklayacaklarını kararlaştırmaktadır.
2. Aynı zamanda devletlerin;
(a)
Aktif veya pasif olarak terörist eylemlere karışan kişi veya kuruluşlara, terörist
gruplara eleman temini ile mücadele ve teröristlere silah temininin ortadan kaldırılması
da dahil olmak üzere, her ne surette olursa olsun destek vermekten kaçınacaklarını,
(b) Bilgi teatisi yoluyla diğer devletlerin önceden ikaz edilmesi de dahil
olmak üzere, terörist eylemlerin işlenmesini engellemek için gerekli adımları
atacaklarını, (c) Terörist eylemleri finanse eden, planlayan, kolaylaştıran,
destekleyen veya işleyenlerin sığınma taleplerini reddeceklerini, (d) Terörist
eylemleri finanse eden, planlayan, kolaylaştıran, destekleyen veya işleyenlerin,
bu amaçlarını başka devletlerin veya o devletlerin vatandaşlarının aleyhine gerçekleştirmemeleri
için, kendi topraklarını kullanmalarını önleyeceklerini, (e)Terörist eylemlerin
finanse edilmesinde, planlanmasında, hazırlanmasında veya işlenmesinde rol oynayan
şahısların adalet önüne çıkarılmasını ve -haklarında alınan tüm diğer tedbirlere
ilave olarak- bu eylemlerin iç hukuktaki kanun ve diğer hukuki düzenlemelerde
ağır cezayı gerektiren suç olarak kabul edilmesini ve verilecek cezanın terörist
eylemlerin ciddiyetini yansıtacağını garanti edeceklerini, (f)Ceza usulünün
tatbik edilebilmesi için elde edilmesi gerekli delillerin temininde yardımlaşma
da dahil olmak üzere, terörist eylemlerin finanse edilmesi veya desteklenmesi
konusunda soruşturma veya muhakeme ile ilgili karşılıklı olarak azami yardımı
yapacaklarını, (g) Etkili sınır kontrolü, kimlik ve seyahat belgelerinin verilmesindeki
kontroller ve kimlik ve seyahat belgelerinin sahtelerinin yapılmasının, tahrif
edilmelerinin veya hileli bir şekilde kullanımlarının engellenmesine yönelik tedbirler
alınması suretiyle teröristlerin veya terörist grupların hareketlerinin önlenmesini
kararlaştırmaktadır.
3. Devletleri;
(a)
Özellikle terörist şahıs ve şebekelerinin faaliyetleri veya hareketleri; sahtesi
yapılmış veya tahrif edilmiş seyahat belgeleri; silah, patlayıcı veya hassas maddelerin
kaçakçılığı; iletişim tekniklerinin terörist gruplarca kullanılması ve kitle imha
silahlarının terörist grupların eline geçmesi tehdidi konuları ile ilgili olmak
üzere, operasyonel bilgilerin teatisinin artırılması ve hızlandırılması yollarını
aramaya, (b) Terörist eylemlerin yapılmasını engellemek amacıyla, ulusal ve
uluslararası hukuk ile uyum içinde bilgi teatisine ve idari ve yargısal konularda
işbirliği yapmaya, (c) Özellikle ikili ve çok taraflı düzenlemeler ve anlaşmalar
yoluyla, terörist eylemleri önlemeye, onlarla mücadele etmeye ve eylemlerin faillerine
karşı tedbirler almaya, (d) 9 Aralık 1999 tarihli Terörizmin Finansmanı ile
Mücadele Uluslararası Sözleşmesi dahil olmak üzere, terörizm ile ilgi olarak yapılan
uluslararası sözleşme ve protokollere mümkün olduğu kadar kısa sürede taraf olmaya,
(e) Terörizm konusundaki uluslararası sözleşme ve protokoller ile Güvenlik
Konseyi'nin 1269 (1999) ve 1368 (2001) sayılı kararları konusunda işbirliği ve
hükümlerinin tam olarak yerine getirilmesi konularının geliştirilmesine, (f)
Sığınmacılara mülteci statüsünün verilmesinden önce, terörist eylemlerin ifasını
planlamamış, kolaylaştırmamış veya bu eylemlerde yer almamış olduklarını tespit
amacıyla, İnsan Haklarının uluslararası standartları da dahil olmak üzere, ulusal
ve uluslararası hukuk tarafından konulan şartlar çerçevesinde tedbirler almaya,
(g) Uluslararası hukuk çerçevesinde, mülteci statüsünün terörist eylemlerin
failleri, organizatörleri veya kolaylaştırıcıları tarafından suistimal edilmemesi
ve siyasi motivasyon iddialarının sanık teröristler hakkında yapılan iade taleplerinin
reddedilmesi için bir gerekçe sayılmamasını garanti etmeye davet etmektedir.
4. Uluslararası terörizm
ve uluslararası organize suçlar, yasadışı uyuşturucu maddeler, para aklama, yasadışı
silah kaçakçılığı ve nükleer, kimyasal, biyolojik ve diğer potansiyel ölümcül
maddelerin yasadışı hareketleri arasında sıkı ilişkiler bulunduğunu kaydetmekte
ve bu vesileyle ulusal ve uluslararası güvenliğe karşı yönelik olan bu ciddi tehdit
ve tehlikeye karşı verilecek global cevabın kuvvetlendirilmesi için ulusal, yarı-bölgesel,
bölgesel ve uluslararası seviyelerdeki çabaların koordinasyonunun geliştirilmesine
duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır.
5. Terörizm faaliyetleri,
metodları ve uygulamalarının ve aynı zamanda terörist eylemleri bilerek finanse
etmek, planlamak ve kışkırtmanın da Birleşmiş Milletler'in amaç ve prensiplerine
aykırı olduğunu bildirmektedir.
6. Uzmanların yardımıyla,
bu karara uyulup uyulmadığını gözlemlemek amacıyla Geçici 28 inci usul kuralı
doğrultusunda, Güvenlik Konseyi bünyesinde konseyin tüm üyelerinin katılımıyla
bir komite oluşturulmasına karar vermektedir ve bu kararın kabulünü takip eden
90 gün içerisinde ve sonrasında da komite tarafından tayin olunacak zaman çizelgesi
dahilinde, bu Kararın hükümlerinin yerine getirilmesinde elde edilen gelişmelerin
komiteye bildirilmesi hususunda devletlere davette bulunmaktadır.
7. Komiteyi görevlerinin
çerçevesini çizmeye, bu kararın kabulünden itibaren 30 gün içinde bir çalışma
programı sunmaya ve Genel Sekreter ile müzakereli olarak kararın gerektirdiği
desteği mütalaa etmeye yönlendirmektedir.
8. Birleşmiş Milletler
Sözleşmesi'nde geçen sorumluluklar çerçevesinde, bu kararı tam olarak icra etmek
amacıyla gerekli tüm adımların atılacağına dair azmini ifade etmektedir.
9. Bu meselenin gündemde
kalmasına karar vermektedir.
III- Avrupa Konseyi Kararlarında
Terörizm
Avrupa
Konseyi, kararları ile teröre karşı uluslararası önlemler alan etkin bir bölgesel
kuruluştur. Avrupa Konseyi Danışma Meclisi, 1973'de aldığı 703 sayılı kararıyla
uluslararası terörün bir suç olduğunu belirtmiş ve "teröriste ya ceza ver, ya
da iade et" kuralı desteklenmiştir.
Konseyin 1974 tarihli 3 sayılı tavsiye
kararı, uluslararası terörizm konusunda önem taşımaktadır.
27.01.1977'de,
"Terörün Önlenmesi Hakkında Avrupa Sözleşmesi" de kapsamlı ve tek bir metin oluşturularak
imzalanmış ve 1978'de yürürlüğe girmiştir. Strasbourg'da Türkiye dahil 17 ülke
tarafından onaylanmış bulunan bu belgeyi, sadece Malta ve İrlanda tasdik etmemiştir.[8]
Sözleşmenin amacı, terör eylemlerini yapanların ceza almalarını sağlamaktır. Bu
amaçla sözleşme, suçluların iadesi konusuna ağırlık vermektedir.
Ayrıca,
Bakanlar Komitesi'nin 15.01.1982 tarih, 1 sayılı tavsiye kararı ile terör
fiillerinin kovuşturulması ve cezalandırılması ile ilgili tavsiye kararı, 28.04.1982
tarih ve 941 sayılı tavsiye kararı, Avrupa Konseyi İstişari Asamblesi'nin 1984'de
benimsediği "Avrupa'da Terörizme Karşı Demokrasinin Savunulması" konusundaki 1982
sayılı kararı, 1984'de Madrit'te toplanan Adalet Bakanları 14. Konferansında ele
alınan "Terörizm ve Uluslararası Organize Suçlara Karşı Mücadele İşbirliği"ne
ilişkin 4 nolu karar önem taşımaktadır.
IV-Avrupa Güvenlik İşbirliği
Teşkilatı'nın (AGİT) Terörizme Bakışı
Bugüne
kadar Avrupa Güvenlik İşbirliği Örgütü'nün düzenlemiş olduğu toplantılarda ortaya
konan belgelerde, terörle ilgili bazı kararların alındığı görülmektedir.
V-1975 Helsinki Nihai Senedinde,
devletlerin terörist eylemlere doğrudan ya da dolaylı şekilde yardım etmekten
kaçınacakları vurgulanmaktadır.
VI-1983 Madrid Belgesinde,
toplantıya katılan devletler, uluslararası ilişkilerde şiddet kullanılması dahil
terörizmi kınamakta; terörizmin masum insanların canına kastettiğini, insan haklarını
ve temel özgürlükleri yok ettiğini belirtmekte; terörizmle mücadele için ikili
ve çok taraflı işbirliği özendirilmekte; ülkeler kendi topraklarının terör eylemlerinin
hazırlanması, düzenlenmesi konusunda kullanılmasına, bunları yapanların orada
barındırılmasına izin vermeyeceklerini belirtmekte; bu eylemlerin finanse edilmeyeceği,
teşvik olunmayacağı ya da hoş görülmeyeceği vurgulanmaktadır.
VII-1989 Viyana İzleme
Belgesi terörizmi kınamakta, teröristlerin taleplerine karşı direnme gösterilmesi
politikası izlenmesini tavsiye etmekte, terörizm konusunda bilgi değiş tokuşu
dahil ikili ve çok taraflı iş birliği yapılmasını, diplomatik ve konsolosluk misyonlarının
ve bunların personelinin güvenliğinin sağlanmasını ve terörist eylemlerin önlenmesi
için gereken önlemlerin alınmasını istemekte, terör eylemlerine karışanların sınır
dışı edilmesi ve yargı önüne çıkarılması, birden fazla ülkenin hükümranlığının
söz konusu olduğu durumlarda uluslararası sözleşmelere uygun hareket edilmesinin
gereğini vurgulamaktadır.
VIII-1990 İnsan Boyutu
konulu Kopenhag Toplantısı Belgesinde, kendi ülkesinin yada bir başka ülkenin
düzenini yıkmaktan vazgeçmeyi reddeden şiddet yada terörizm kınanmakta ve ülkenin
bununla mücadeledeki sorumlulukları vurgulanmaktadır.
IX-1990 Paris Senedi (Charter)
terörizmin her türlüsünü kınamakta ve terörle mücadelede işbirliğini öngörmektedir.
X-1992 Helsinki Belgesi
de her türlü terör eylemini kınamakta, AGİÖ çerçevesinde terör konusunda alınan
kararları yinelemektedir.
XI-1994 Budapeşte Belgesi,
terörizmin hiçbir şekilde haklı görülemeyeceğini, terörizmin desteklenmeyeceğini,
onunla mücadele için iş birliği yapılacağını vurgulamakta, teröristlerin yargılanması
ve sınır dışı edilmesi konusundaki uluslararası sözleşmelere uyulacağı yinelenmektedir.
XII-1996 Lizbon Belgesi,
terörizm, örgütlü suç, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı, kontrolsüz göç ve çevre
kirliliğinin AGİÖ üyelerinin ortak sorunu olduğunu belirtmektedir. Vesikanın "silahların
denetimi" bölümünde terörizmin her çeşidi ile mücadele edileceği vurgulanmakta,
"Güvenlik İş Birliği" bölümünde de terörizmle mücadele konusunda uluslararası
camianın aldığı önlemleri tamamlayıcı tedbirler alınacağı belirtilmektedir.
XIII- NATO'nun 5. Madde
Kararı
11
Eylül 2001 günü Dünya Ticaret Merkezine ve Pentagon'a yönelik teröristlerin uçaklı
intihar saldırılarından sonra NATO 5. Maddeyi yürürlüğü koymuştur. Bu maddeye
göre taraflar, Kuzey Amerika'da veya Avrupa'da içlerinden bir veya daha çoğuna
yöneltilecek silahlı bir saldırının hepsine yöneltilmiş bir saldırı olarak değerlendirileceği
ve eğer böyle bir saldırı olursa BM Yasası'nın 51. Maddesinde tanınan bireysel
ya da toplu öz savunma hakkını kullanarak, Kuzey Atlantik bölgesinde güvenliği
sağlamak ve korumak için bireysel olarak ve diğerleri ile birlikte, silahlı kuvvet
kullanımı da dahil olmak üzere gerekli görülen eylemlerde bulunarak saldırıya
uğrayan Taraf ya da Taraflara yardımcı olacakları konusunda anlaşmışlardır.
Birleşmiş
Milletler Güvenlik Konseyi, son olarak, 28 Eylül 2001 tarihinde Uluslararası terör
ile mücadele etmek için atılacak adımları ve stratejileri de içeren, (1373) sayılı
kararı oy birliği ile kabul etmiştir. Karar, Birleşmiş Milletler anayasasının
barışın ve güvenliğin tesis edilmesi amacıyla gerekli görüldüğü takdirde zor kullanma
yetkisi veren 7. Bölümü çerçevesinde alınmış olup tüm üye devletler için bağlayıcı
niteliktedir. Bu karar, terör örgütlerinin diğer ülkelerde barınmasına, örgütlenmesine
ve faaliyette bulunmasına imkan vermemekte, hatta her türlü mal varlıkları ve
ekonomik kaynaklarına el koymayı mümkün kılmaktadır. |
| Uluslararası Terörizme Karşı Alınması Gereken Tedbirler yukarı |
Terörizm,
tarihin en eski zamanlarından beri toplumları ve ülkeleri tehdit etmiş ve etmeye
devam edecektir. Değişen dengeler ve uluslararası ilişkilerdeki farklılaşmalar
neticesinde, geçen yüzyılda "sıcak savaşların" yerini "soğuk savaş" yöntemleri
alarak terörizm daha da yaygınlaşmıştır.
Güçlü devletlerin etkin politikaları
karşısında kendi politikalarını uygulama imkanı bulamayan bir takım ülkeler amaçlarını
gerçekleştirmede terörü bir araç olarak görmektedirler. Güçlü devletlerin ise
kendi politikalarını gerçekleştirmek ve rakiplerini etkisiz kılabilmek için terörü
bir araç olarak kullandıkları değerlendirilmektedir.
Terörizm, günümüzde
bir tehdit olmaktan çıkmış ve tüm dünyayı derinden etkileyen bir tehlike haline
gelmiştir. 11 Eylül 2001 tarihinde Dünya Ticaret Merkezine yapılan uçaklı intihar
saldırısı bunun en büyük göstergelerinden birisidir.
Günümüzde uluslararası
bir nitelik kazanan terörizmin, özellikle demokratik dünya ülkelerinde yarattığı
tahribat, her geçen gün artmaktadır. Bundan dolayı tüm dünyanın birinci gündem
maddesi terörizm ve terörizmle mücadele haline gelmiştir.
Türkiye, yaklaşık
30 yıldan beri, terörün her türlüsü ile mücadele etmiş ve etmekte olan bir ülke
olarak tecrübeleri göstermiştir ki terörizmle mücadelede uluslararası iş birliği
etkinliğin artırılmasında önem taşımaktadır.
TERÖRLE MÜCADELEDE İŞBİRLİĞİNİN
ÖNEMİ
Türkiye,
uluslararası barış ve güvenlik ile insan haklarına yönelmiş en büyük tehdidin
terörizm olduğuna inanmaktadır ve terörün her çeşidini kınamaktadır. Hiçbir ülkenin
de topraklarını terörist gruplara ve bunların faaliyetlerine açmaması gerektiğini
savunmaktadır.
Siyasette değişkenliğin egemen olduğu devletler arası ilişkilerde
hemen hemen bütün devletler terör eylemlerine kendi siyasetlerine uygun gözle
bakmaktadırlar. Bu durum ise terörizme karşı uluslararası alanda ortak hareket
etme ve önlemler almayı etkisiz hale getirmektedir.
Oysa, 11 Eylül 2001
tarihinde ABD'de meydana gelen terör olayı, günümüzde örgütlü suçların sınır tanımadığının
ve bütün ülkeler için bir tehdit unsuru olduğunun en son kanıtıdır.
Terörizm
genelde tüm ülkelere yönelik bir tehdit olarak kabul edilmeli ve buna karşı ortak
bir önlem alınması konusunda her şeyden önce fikri işbirliğine varılmalı, terörist
eylemlere karşı kararlı bir tutum içinde bulunulmalıdır.
Terörizmle mücadele
bir bütündür. Yurtiçindeki ve yurtdışındaki mücadele bu bütünün parçalarıdır.
Yurtiçinde verilen mücadele, yurtdışındaki mücadeleyle bütünleştiğinde somut bir
sonuç almak mümkün olabilecektir.
Uluslararası işbirliğinin önemine ve
gerekliliğine inanan ülkemiz güvenlik ve işbirliği alanında, 52 anlaşma, 39 protokol,
39 mutabakat zaptı, 124 toplantı tutanağı ve 12 ortak bildiri ve deklarasyona
imza atmıştır. | yukarı |